ChatGPT ve Claude'a paylaştığın sağlık verisi satılamaz olabilir
ABD'li senatör Elizabeth Warren ve temsilci Mary Gay Scanlon, yakında yeni bir veri gizliliği yasa tasarısı sunmayı planlıyor. Tasarı; konum ve sağlık verilerinin veri komisyoncularına satışını yasaklamakla kalmıyor, ChatGPT veya Claude gibi yapay zeka sohbet robotlarına girilen hassas bilgileri de kapsıyor. Peki bu gelişme içerik üreticiler ve dijital pazarlamacılar için ne anlam taşıyor?
Yapay Zeka Sohbet Robotları Yeni Bir Veri Gizliliği Cephesi Açıyor
ABD Senatosu'nda Demokrat Parti'den Elizabeth Warren ile Temsilciler Meclisi'nden Mary Gay Scanlon, Sağlık ve Konum Verileri Koruma Yasası'nın güncellenmiş bir sürümünü önümüzdeki haftalarda kamuoyuyla paylaşmayı planlıyor. İlk kez 2022'de gündeme gelen bu tasarı, o dönemde yalnızca veri komisyoncularının sağlık ve konum bilgisi toplamasını ve satmasını hedef alıyordu. Dört yıl sonra kapsam önemli ölçüde genişledi: Artık herhangi bir şirketin bu tür verileri komisyonculara devretmesi yasaklanıyor; üstelik yapay zeka sistemlerine girilen bilgiler açıkça tasarının içine dahil ediliyor.
Neden Şimdi?
Bu hamlenin zamanlaması rastlantı değil. Büyük yapay zeka laboratuvarları, sağlık alanına ciddi yatırımlar yapıyor. OpenAI, kullanıcılarını tıbbi kayıtlarını yüklemeleri için teşvik eden ChatGPT Health sekmesini bu yılın başında duyurdu; sağlık kuruluşlarına yönelik ChatGPT for Healthcare ürününü de aynı dönemde tanıttı. xAI'ın sahibi Elon Musk ise insanları MRI gibi tıbbi görüntülerini Grok'a yüklemeleri için kamuoyu önünde davet etti.
Bir kullanıcı sohbet robotuna "iki haftadır uyuyamıyorum" ya da "bir yakınım kanser tanısı aldı" gibi bir bilgi paylaştığında bu veri nereye gidiyor? Mevcut ABD federal mevzuatı bu soruyu yanıtsız bırakıyor. Tasarı tam da bu boşluğu kapatmayı amaçlıyor.
Sosyal Medya ve İçerik Ekosistemi Açısından Ne İfade Ediyor?
Dijital pazarlamacılar için konunun doğrudan bir boyutu var. Yapay zeka araçları artık yalnızca metin üretmekle kalmıyor; reklam hedefleme stratejilerinden içerik kişiselleştirmeye kadar pek çok iş akışının merkezine yerleşti. Bu araçlara aktarılan kullanıcı verilerinin —ister marka araştırması sırasında ister müşteri hizmetleri senaryolarında olsun— yasal bir çerçeveye oturtulması, sektörün veri yönetimi pratiklerini de zorunlu olarak dönüştürecek.
İçerik üreticiler cephesinde ise tablo daha da kişisel. Yapay zeka ile üretilen sağlık içerikleri, kişisel hikaye paylaşımları ya da izleyiciyle kurulan duygusal bağ, dolaylı yoldan hassas veri üretiyor. Bu verinin nasıl işlendiği bugüne dek büyük ölçüde kullanım koşullarının gölgesinde kaldı.
Karşı Görüş: Yasa Yeterli mi?
Eleştirmenler, tasarının yalnızca ABD sınırları içinde faaliyet gösteren şirketleri bağlayacağını ve küresel ölçekte faaliyet gösteren veri komisyoncuları karşısında sınırlı kalabileceğini öne sürüyor. Öte yandan "sağlık verisi" tanımının muğlaklığı da tartışma konusu: Bir kullanıcının chatbot'a "stres altındayım" demesi bu kapsama giriyor mu? Yasanın etkinliği büyük ölçüde uygulama mekanizmalarının ne kadar sağlam tasarlandığına bağlı olacak.
Avrupa'nın GDPR deneyimi bu noktada öğretici: Güçlü bir yasal metin bile denetim kapasitesi olmadan caydırıcılığını yitirebiliyor.
Ne Yapmalısın?
Eğer bir ajans, marka ya da içerik ekibi olarak yapay zeka araçlarını iş süreçlerine entegre ettiyseniz, şimdi doğru zaman: Kullandığınız platformların veri saklama ve paylaşım politikalarını gözden geçirin, özellikle kullanıcı adına girdiğiniz sağlık veya konum içerikli bilgilerin nasıl işlendiğini belgeleyin. ABD'deki bu yasal tartışma Türkiye pazarını doğrudan etkilemese de uluslararası platformlarda geçerli olacak standartlar, Türk kullanıcıların verilerini de biçimlendiriyor.